Site Rengi

Yeni Döngü

Evren, Uzay ve Gökbilimi

Evren, Uzay ve Gökbilimi
YENİ DÖNGÜ

İnsanoğlunun var olduğu çağlardan bu güne kadar merak ettiği ve üzerinde çalıştığı gökbilimi hakkında ortaya pek çok teori atılmıştır. Bu ifadeler arasında çağdışı, bağnaz ve tutarsız teoremlerin yanında, günümüz bilim adamlarının kabul ettiği ifadelere yakın tanımlara da yer verilmiştir. Yazının icadından önce iş, oluş ve hareket bildiren iletişim ifadeleri ile karşı taraftakine anlatılmak istenen duygular, duvarlara ya da çizime elverişli parşömen tarzı kağıtlara çizilerek nesilden nesle aktarılmıştır. Bu sayede bundan yüzyıllar öncesinde yaşayan insanların hayatlarına dair işaret ve figürler ile günlük yaşamda kullanılan kalıntılar tarih biliminin oluşmasına önemli ölçüde kaynak sağlamıştır. Tarihi araştırmalar bilimsel alanda yapılan çalışmaları, teknoloji ve uzay biliminin gelişmediği dönemlerde kullanılan araç gereç ve yöntemleri incelemiş ve günümüz modern bilimine ışık tutmuştur.  Konuyu daha iyi anlamak için evren, uzay ve gökbilimi kavramlarının ne anlama geldiğini bilmekte yarar var.

 

 

Evren Nedir?

 

      Evren kavramının birkaç tanımı vardır. Bunlar evren teriminin içinde kullanıldığı bilim dallarına göre ayrı ayrı anlatılabilir. Evren uzay bilimi teriminde sonsuz uzay ve uzay içindeki gök varlıklarının tümü olarak ifade edilir ve kosmos ismi ile de bilinir. Evren denildiğinde düzenli ve uyumlu bütünlük arz eden tüm varlık alemi de anlaşılır. Mecazen de evren içinde yaşanılan ortam ve kişinin çevresi olarak anlaşılabilir. Tanımda da anlaşılacağı üzere evren aynı zamanda uzayı ve gökbilimi ile ilgili her şeyi içine alan bütüncül bir tanım içerir.

Evrenin oluşumunu incelediğimizde tozlar, gazlar, yıldızılar, gezegenler, galakasiler ve kara delikler şeklinde büyüklü küçüklü pek çok kavramın bir arada olduğu anlarız. Yani tek başına evren tüm bu kavramları içine alır ve içinde yaşadığımız dünya evren içinde sadece bir yıldızdır. Ne kadar da şaşırtıcı değil mi? Beş duyu organımızla büyüklüğünü tasavvur dahi edemeyeceğiz evren kavramı ile ilgili bu güne kadar yapılan yüzlerce çalışmaya rağmen, bu konuda elde edilen bilgiler henüz yeterli seviyeye ulaşamamıştır. Geliştirilmiş ölçüm çalışmaları evrende meydana gelen oluşumlar ve bu oluşumların birbirine olan uzaklığını ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu amaçla sık sık deneyler ve gözlemlere başvurarak en doğru sonucu elde etmeye çalışmaktadır.

Avrupalı bilim adamlarının evren ile alakalı yaptığı çalışmalarda evrende bulunan kavramları yüzdelik dilimlerle ifade etmeye çalışmışlardır. 2010 yılında Nasa ve Avrupa Uzay Ajansı çalışmaları sonrasında evrenin oluşumunda yıldız, gezegen, insan, doğa oluşumları, karanlık noktalar gibi kavramların yer aldığı bölümler incelendiğinde sonuçların bir hayli ilginç olduğu gözlemlenir. Karanlık madde, karanlık enerji ve baryonik madde şeklinde ayrılan bu kavramların her biri farklı özelliğe sahiptir. Karanlık madde kavramı adından anlaşıldığı gibi varlığı bilinen ancak ne olduğu tarif edilmeyen ve modern ölçümler sonrasında evrenin yaklaşık dörtte birlik kısmına tekabül eden kavramdır. Baryonik madde ile ilgili kısım ise insanoğlunu en çok ilgilendiren kısımdır. Baryonik madde evrende yaklaşık %5’lik bir kısma sahiptir. Bu kısım içerisinde doğal oluşumlar, insanların oluşumlarının yanında elektron, proton, nötron gibi maddelerle birlikte ortak bir oluşum içinde olduğundan yaşamımızı devam ettirebilmemiz için önemli olan unsurları içerir. Geriye kalan%70’lik kısımda ise karanlık enerji olarak bilinen ve bilim adamları tarafından sürekli araştırılan kavram olarak bilinir.

Evrenin oluşumu denildiğinde ilk akla gelen büyük patlama ve sonrasında meydana gelen olaylar evreni daha iyi tanımamız açısından önemlidir. Bunları sıraladığımızda;

Büyük Patlama,

Kozmik Enflasyon,

Kozmik Arkaplan,

İlk Yıldızlar,

Yıldız ve galaksilerin gelişimi diye eskiden yeniye evrenin gelişimini inceleyebiliriz.

 

Uzay Nedir?

Uzay kavramı da tıpkı evren gibi farklı tanımlar içerse de var olan her şeyi içine almak ve sınırsızlık anlamına gelen gökbilimi tanımıdır. Uzay kavramı dünyanın dışında ve diğer gök cisimlerinden sonra evrenin geriye kalan kısmı olarak da bilinir.  Gökbilimi kavramının insanların ilgisini her çağda çektiğini ve pek çok araştırmaya konu olduğunu söylemiştik. Günlük hayatta duyduğumuz, eğitimlere konu olan ve dünya uluslarının üzerinde durduğu uzay kavramı ‘’uzaya çıkmak, uzaya araç göndermek, uzayda hayat var mı’’ gibi pek çok konuda insanları bir takım çalışmalar yapmaya sevk etmiştir.

Uzayın oluşumunda etkili olan madde ve enerji sistemleri güneş, gezegen, gök cismi gibi oluşumlar, boşlukların konu edildiği sonsuzluk kavramı ve alanda yapılan ölçüm çalışmaları ile daha doğru veriler elde etmek mümkündür. Uzay uzunluk ölçümü olarak konu edinilen ışık yılı kavramı yıllık periyotlarda ölçülür. Uzmanlar ışığın uzay boşluğunda bir yıl içinde aldığı yolu 300.000 km olarak ifade eder ki, bu da bizlere ışığın ne kadar hızlı hareket ettiğini ve uzay boşluğunun ne kadar büyük olduğunu bir kere daha kanıtlar. Uzay boşluğu incelendiğinde tüm gök cisimlerinin birbiri ile uyum içinde olduğu galaksilerden oluştuğu gözlemlenir. Uzayda bulunan galaksilerin sayısının ise birbiri içine geçmiş galaksilerden oluştuğu ve bu sayıların 100 milyarlara ulaştığı gerçeği ise uzay bilimi konusunda daha öğrenecek çok şeyimizin olduğunun bir başka kanıtıdır.

Uzay kavramını daha iyi anlamak için onu oluşturan kavramları tanımak gerekir. Geceleri milyonlarca km öte mesafeden bizlere göz kırpan kızgın gazlardan oluşmuş ışık kaynaklarına yıldız diyoruz. Kendileri ısı ve ışık üretmediği halde, güneşten aldığı ısıyı ve ışığı yansıtarak işlevini yerine getiren gezegenler ise kendisinden küçük gök cisimlerini etkileyerek uyduyu oluşturur.  Yıldız kayması olarak tabir ettiğimiz kavram ise uzay boşluğunda başıboş dolaşan meteor taşlarının yerlerinde ayrılarak, dünya yüzeyine doğru hızla yol alması ve çoğunlukla yeryüzüne düşmeden hava boşluğunda sönüp gitmesi ile oluşur. Yani büyük bir hayranlıkla izlediğimiz kayan yıldız olayında göktaşı bilimcileri başrolü kızgın ateşten bir meteorun üstlendiğini ifade etmektedirler.

Uzay boşluğu sıcaklık değeri bakımından incelendiğinde -271 ila -274 derece gibi değerlerle ölçülse de, bilim adamları tarafından uzayda herhangi bir zaman kavramının olmadığı ifade edilir. Uzayda yapılan araştırmalardan biri olan gözlemsel astronomi konuyu ölçümlenebilir kavramlarla açıklamaya çalışır. Uzay boşluğunu gözlemlemek için başta teleskop olmak üzere diğer gözlem gereçlerinden faydalanılır.

Optik astronomi teknolojisi sayesinde kızılötesi ve morötesi ışık sistemleri 400 – 700 dalga boyu mesafeyi ölçümlemeyi başarmıştır. Bu da teknolojik gelişmelerin uzayın incelenmesinde sağladığı katkıları bir kere daha gözler önüne sermektedir.

Uzay gözlemlemede kullanılan bir başka ölçüt ise yapay uzay uydusudur. Dünyanın ilk yapay uzay uydusu olan Sputnik 1 soğuk savaş yılları olan 1950’lilerin önemli olaylarından biri olarak tarihe geçti. SSCB’nin bu önemli çalışması, diğer dünya devletlerini de uzay uydusu icadı konusunda harekete geçirdi. Bu cezp edici aracın fiziksel özellikleri, fırlatılışı, sonrasında yaşananlar ise günümüz bilim adamlarına hala ilham vermektedir.

Uzay araştırmalarından kullanılan bir başka yöntem ise milimetre altı astronomi tanımı ile gündeme yerleşmiştir. Bu yöntemde gökbilimciler kızılötesi ışınlar yanında, mikrodalga bandını da kullanarak mikrometre usulünü geliştirdiler. Bu yöntem sayesinde yeni yıldız oluşumları, moleküler bulutlar, karanlık bulutlar ve bu oluşumların kimyasal içerikleri gözlemlenerek araştırmacılara yol gösterebilmektedir.

Gökbilimi Nedir?

Adından da anlaşabileceği gibi gök cisimlerinin uzay boşluğunda gerçekleştirdiği fiziksel ve kimyasal temalı tüm hareketlerini inceleyen bilim dalıdır. Yaygın adı astronomi olan gökbilimi müspet bilimlerden, felsefi konulara ve burç yorumlara kadar her alana kaynaklık etmektedir. Aynı zamanda dünyanın ilk bilim dalı olması yönüyle de diğer bilim dallarından farklı bir özelliği bulunan gökbiliminin araştırılmadığı bir çağ yoktur.

En eski zamanlar, çağ kapatıp çağ açan olaylar, kitlelerin birbirleri olan savaş, barış ve ticari ilişkileri ile yeryüzüne yayılan bilim unsurları sayesinde Müslümanlar ve Türkler arasında büyük ilgi gören gökbilimi çalışmaları farklı dillerden çevrilmiş, geliştirilmiş Harezmi’nin önderlik ettiği bilim insanları tarafından matematik ilmi ile birleştirilerek batılı okullarda da uzun yıllar derslik olarak okutulmuştur. Gelişimin ilimle mümkün olduğunun farkında olan devlet liderleri tarafından yaptırılan rasathaneler ise bu konuya ne kadar önem verildiğinin bir başka göstergesidir.

Gökbilimi başlığı adı altında incelenen konulara baktığımızda güneş ve güneş sistemlerini konu edindiğini görürüz. Bunlarla beraber atmosferin katmanları ile alakalı olarak fotosfer, kromosfer, astronometri gibi bilim dallarından beslenerek gelişen gök bilimi her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. İnsanoğlunun hayatını devam ettirebilmesinin birinci koşulu nefes almaktır. Nefes almak için de hava olaylarının normal döngüsünde seyretmesi önemlidir. İhtiyaçlar insanlarda keşif duygusu harekete geçirmiş, keşifler ise diğer ihtiyaçlarımızın nasıl karşılandığını ortaya çıkarmıştır. Nefes alma örneğinden yola çıkacak olursak; nefes için havaya, hava için atmosfere, atmosfer için uzaya, uzay için evrene duyulan ihtiyaç durumun ehemmiyetini anlamamız bakımından güzel bir örnektir. Buradan yola çıkıldığında evren, uzay ve gök bilimi kavramlarının araştırılmasının altında yatan sebepler insanoğlunun değişen atmosfer olaylarının nedenlerini anlamak istemesini açıklar.

Hem ülkemizde hem dünya genelinde gökbilimine kaynaklık eden akademik bölümler bulunmakta ve dersliklerde okutulmaktadır. Astronomi, Astrofizik ve Uzay Bilimleri konulu üniversite bölümlerinin yanında bu alanda inceleme yapan çok sayıda gözlemevi de bulunmaktadır. Devlet ve uluslararası kuruluşların yanında gönüllü dernek ve vakıflar yoluyla da gökbilimi çalışmalara destek verilmektedir. Gök bilimi ile ilgili güncel gelişmeleri yakından takip edebileceğiniz internet uzantıları ise bu konuda yapılan en yeni çalışmaları yakından takip edebilmeniz için çalışmaktadır. Hatta astronomi biliminin gelişimine destek veren bilgisayar programları sayesinde web sürümleri üzerinden çalışma yapma imkanınız da bulunmaktadır. Bu alanda bilimsel gelişmelere önemli destek sağlayan yerli ve yabancı teleskop firmaları ise teknik açıdan ihtiyaç duyulan tüm teçhizatın geliştirilmesi ve üretilmesi görevini üstlenmiştir.  Ülkemizde birkaç şehirde kurulan planetaryum firmaları sayesinde rasathane çalışmaları daha sistematik bir şekilde yürütülmektedir. Astronomi konusunda bilgi teknolojileri alanında yapılan çalışmaların teknik tedarikçiliğini aktif olarak üstlenmektedir. Bu firmaların araştırmacıların hizmetine sunduğu ürünler arasında balık gözü, çoklu sistem, sığınak cihazlarının yanında planetaryum kubbelerini de örnek gösterebiliriz. Bunlar da kendi arasında mobil, fiber ve alüminyum olarak çeşitlere ayrılmaktadır. 3D teknolojisi kullanılarak üretilen protatip modelleme ise uzay araştırma çalışmaları için son derece elverişli bir ortamın oluşturulması ve ambiyansın yakalanması bakımından önemlidir.

 

Çok eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan ülkemizde İslamiyet’ten sonra kurulan Türk Beyliklerinin inşa ettiği gözlemevleri ecdadımızın bu konuya verdiği önemi bir kez daha açıklar. Örneğin Kırşehir’de bulunan Cacabey Camii Selçuklu beylerinden Ca ca Bey tarafından gözlem evi olarak inşa edilmiş, sonrasında ibadete tahsis edilmiş ve bu günlerde de restorasyon çalışmaları amacıyla korunmaya alınmıştır.

Evren, uzay ve gökbilimi araştırmalarına destek veren gök olayları görüntüleme takvimleri sayesinde ay, güneş, güneş sistemleri ve gezegenlerin dönemsel değişimlerini kaydedilmektedir. Böylece yıllar ve aylar arası hatta günler arası hava raporları karşılaştırılarak evrensel incelemeler pekiştirilmektedir.

 

Evrenin oluşumu ile alakalı farklı görüşleri bir araya getiren araştırmaların üzerinde durduğu hareketsiz ve başlangıcı olmayan evren ile büyük patlama (big bank) dönemi sonrası yaşanan gök olayları karşılaştırmalarını incelemek için yazılı kaynaklar ve videolu anlatımlardan yararlanabilirsiniz. Gökbilimi konusunda uygulamalı çalışmalar yapan astronomlar ile uzay araçlarının pilotluğunu üstlenen astronotlar uzay boşluğunun gizemleri içinde yeni oluşumları keşfetmek için daha teknik ve verimli çalışmalar üzerinde yoğunlaşmaktadırlar. Bilimin pozitif dışsallığı olduğu için bilimle ilgili her gelişme diğer bilim dallarının gelişimine yardımcı olmuştur. Gökbilimi çalışmalarının metrolojiye olan katkısı sayesinde günlük hava tahminleri yapılarak, insanların doğal olaylara karşı hazırlıklı olması sağlanmıştır.

Nesrin Akay

YENİ DÖNGÜ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Daha fazla Bilim, Köşe Yazıları
RoboPony: COVID-19 Salgınında Görev Yapan Çinli Robot İnanılmaz Düzeyde Talep Alıyor

Virüs nedeni ile pek çok sektörün dar boğaza girdiği şu günlerde Çin’de üretilen RoboPony adlı robot insanlar için alışveriş yapıyor,...

NASA’dan Son Dakika Asteroit Açıklaması Dünya’ya Çarpacak Mı?

NASA ‘dan son dakika asteroit açıklaması geldi. Dünya’ya çarpacak mı diye endişe ile beklenen asteroit için NASA, rahatlatan açıklamayı yaptı....

Çift Yarık Deneyi

Çift yarık deneyi detaylarına geçmeden önce Kuantum ve İnsanoğlunun ilişkisine bakalım. İnsanoğlu medeni hayata 6.000 yıl önce geçti. Buna karşın...

Kapat