Felsefe İle Grafiğin Birleşimi: Carreras İle Philographics - Yeni DöngüYeni Döngü

25 Ocak 2021 - 10:22

Felsefe İle Grafiğin Birleşimi: Carreras İle Philographics

Felsefe İle Grafiğin Birleşimi: Carreras İle Philographics
Son Güncelleme :

05 Aralık 2020 - 18:17

243 views

Hibrit düşünce, geleceğin düşünme biçimidir. İki farklı düşüncenin alınıp tek ve özgün bir düşünce oluşturulmasına hibrit düşünce denilmektedir. Günümüze dek oluşturulmuş olan çok büyük çeşitlilikte fikirler bulunmaktadır. Bu fikirler o kadar büyük çeşitliliğe ulaşmıştır ki, bunları farklı şekillerde birleştirerek özgün ve çok daha farklı yapılar, düşünceler oluşturabiliriz. Bu yöntem sanatta, mühendislikte, tasarımda, bilimde ve daha pek çok konuda kullanılmaktadır. Hibrit düşünce yöntemi insanların yaratıcılıklarını körüklemektedir. Günümüzde, hibrit düşünce yoluyla çok çeşitli tasarımlar ortaya konulmuştur.

 

Hibrit düşünce sistemi ile özgün tasarım ortaya koyan isimlerin biri de Carreras’tır. Carreras, grafiğe ve felsefeye ilgi duymaktadır. Bu durum onun felsefe ve grafiği bir araya getirebilmesini mümkün kılmıştır. Carreras bu birleşimi “Philographics” olarak adlandırmıştır. Carreras bu bakış açısına göre, minimalist görsellerle felsefi akımları anlatmaya çalışmıştır. Bilindiği üzere, grafikler evrensel dillerdir. Grafikler ile evrensel olarak insanlar arasında iletişim gerçekleşebilmektedir. Ancak bu durumun ufak bir farklılığı da vardır. Bu farklılık da grafiklerin öznel olarak yorumlanabilmesidir. Yani grafikler evrensel bir dil ortaya koyar ancak bu dili herkes kendisine göre anlamlandırabilmektedir. Bu durum ortaya çok zengin anlam sahibi olan görsellerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bundan dolayım filografikler, bizleri üzerine düşündüren ve bizlere bir şeyler katan önemli grafikler konumunda yer almaktadır.

 

 

Filografikler Nasıl Oluşturulur?

 

Her felsefi akımın kendine göre bir bakış açısı ve anlamı bulunmaktadır. Amaç, bu anlamı grafiklerle ortaya koymaktadır. Dolayısıyla öncelikli olarak yapılması gereken felsefi akımları anlamaya çalışmaktır. Ardından bu anlamın zihnimizde oluşturduğu varlığa göre onları grafikle ifade etmeye çalışmamız gerekmektedir. Carreras’nın yapmaya çalıştığı tek şey budur. Bu, dışarıdan bakıldığı zaman kolay gibi görünse de özünde yapması gerçekten zor bir iştir. Minimalist olarak, az şeyle çok şeyi anlatmaya çalışarak filografiyi gerçekleştirmeye çalışan kişinin üzerine ciddi bir yük bindirilmektedir. Carreras, bu yükün altından başarılı bir şekilde kalkmayı başarmış bir tasarımcıdır.

 

 

Carreras’nın Filografikleri

 

Absolutism: Her şey nettir. Tüm farklı bakış açıları ya tamamiyle doğru ya da tamamıyla yanlıştır. Bu görüşe göre gri tonlar veya bulanık kısımlar yoktur. Her şey son derece açık ve nettir. Bundan dolayı bu akım absolutism yani mutlakçılık olarak çevirebileceğimiz bir isimle adlandırılmıştır. Bu görüş, grafikle beyaz bir arka plan üzerine siyah bir nokta ile anlatılmaya çalışılmıştır. Bu grafiğe göre, net bir arka planın üzerinde net bir şekil bulunmaktadır. Şekillerin sınırları bellidir. Her şey son derece açık ve nettir. Kontrast en yüksek derecededir. Bu durum, son derece temiz, saf ve açık bir düşünce durumunu anlatmaktadır.

 

 

 

 

 

Absurdism: İnsan; evren ve varoluşla ilgili pek çok soruya sahiptir. Evren nasıl oluştu, neden buradayız, neden yaşıyoruz, hayatımızın amacı nedir ve çok daha fazlası. Ancak bu soruların hiçbirinin mantıklı bir cevabı yoktur. Evrene dair tüm bu anlam arayışının tamamı başarısız olacaktır. Çünkü anlam var olmamıştır. Önceki grafikte bulunan noktayı hatırlıyorsunuz. Bu grafikte de buna benzer bir noktayı tasarımımızın ortasında görüyoruz. Ancak bunun etrafını bir soru işareti çeviriyor. Adeta bizlere her şeyin net olup olmadığını sorar gibi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aestheticism: Bu düşünceye göre hayat içerisinde bir gayretimiz bulunmaktadır. Ancak bu gayret, çaba tüm formlarıyla birlikte güzelliğe ve estetik yaratmaya odaklanmalıdır. Hayat, estetik yaratabileceğimiz bir güzelliğe sahiptir. Bizim tüm enerjimiz, davranışlarımız bunu ortaya çıkarmak üzerine şekillenmelidir. Bu görüş, çiçeğe benzeyen bir grafikle anlatılmaya çalışılmıştır. Çiçeğin yapraklarının ucunda renklerin daha belirsiz ve saydam olduğunu görüyoruz. Ancak çiçeğin merkezine yaklaştıkça ve yapraklar birbiriyle birleşmeye başladıkça, renkler çok daha net bir hale geliyor. Bu yaprakların her birini bir birey olarak görecek olursak, birlikte ve bir bütün halinde estetiği oluşturmak üzere davrandığımızda renklerimizi çok daha iyi bulacağımızı düşünebiliriz. Hepimiz bir bütün olarak estetiği gerçekleştirdiğimizde ise tüm renklerin bir arada olduğu bir güzellik durumuna erişebiliriz: Beyaz.

 

 

 

 

 

Altruism: Hepimiz, bir davranış gücüne sahibiz. Bu davranış gücümüzle birlikte birbirimize yardım etmeyi seçebiliriz. Eğer hepimiz birbirimize yardım edersek, birbirimizin elinden tutarsak dünya çok daha güzel bir yer haline gelebilir. Davranışlarımızın amacı birbirimizin yanında olmak, birbirimizi desteklemek ve bütün halinde zorluklara meydan okumaktır. Bu görüş, özgeci davranışı desteklemektedir. Bu grafikte dört adet üçgen bulunmaktadır. Bu üçgenler köşelere eşit şekilde yerleştirilmiştir. Bu üçgenlerin birbirinden farkı yoktur. Farklı konumlarda ve yönlerde olsalar da hepsinin özellikleri ve değeri birdir. Ancak bu dört üçgen adeta birbirinden güç alıyor gibi ortadaki daireyi oluşturmaktadır. Bembeyaz bir daire.

 

 

 

 

 

 

 

Relativism: İnsanlar farklı düşünceler üretebilmektedir. Ancak bu düşüncelerin hiçbiri net bir şekilde doğruyu söyleyememektedir. Tüm görüşler ve düşünceler bulunmuş oldukları duruma ve içerisinde yaşamış oldukları döneme göre şekillenmektedir. Dolayısıyla içerisinde bulundukları bağlam ve zamana göre geçerli olarak doğru kabul edilebilmektedirler. Yani tüm zamanlar için geçerli olan tek ve net bir düşünce yoktur. Herkes farklı düşüncelere sahip olabilir. Ancak bu düşüncelerin tamamen söylenmiş oldukları zaman ve mekan içerisinde o kişiler için doğru olabilir. Bu görüş, yuvarlak dairelerle anlatılmaya çalışılmıştır. Bu dairelerin tamamı aynı büyüklükte ve renktedir. Birbirleriyle aynı hizada ve yükseklikte bulunmaktadırlar. Yan yana dizilmişlerdir. Kesişim noktalarında siyah renk daha belirgin hale gelmektedir. Aynı bir düşüncenin farklı insanlar tarafından desteklendiği zaman daha güçlü bir hale bürünmesi gibi. Ancak birden fazla dairenin oluşturmuş olduğu kesişim noktalarında dahi net bir siyah renge ulaşılamamaktadır.

 

 

 

 

Historicism: Tarih boyunca çeşitli olaylar gerçekleşmektedir. Bu olayları doğru şekilde anlayabilmek için çeşitli gereklilikler mevcuttur. Bu gerekliliklerin başında olayın yaşandığı tarihteki felsefik bağlamı anlama gelmektedir. Yani bir olayı doğru şekilde anlamlandırabilmek ve anlayabilmek için, öncelikle o dönemin felsefi bağlamını doğru şekilde görebilmeliyiz. Ancak bu durumda o tarihte gerçekleşmiş olan bir olayı, o tarihte anlaşıldığı gibi anlayabiliriz. Bu bakış açısının grafiğinde, farklı dikdörtgenler bulunmaktadır. Bu dikdörtgenlerin bir tanesini yatay şekilde uzamaktadır. Zamanı temsil ediyor ve sonsuza gidiyormuş gibi görünmektedir. Diğer dikdörtgenleri ise dik bir şekilde ve kısa olarak konumlandırılmıştır. Aynen, zaman içerisinde felsefi bağlam değişiminin gerçekleştiği gibi. Bu görüntü, tren raylarını da anımsatmaktadır. Bu görüşe göre geçmişteki olayları anlamlandırmanın yolu, tren rayları kadar açık ve net bir yoldan geçmektedir.

 

 

 

 

 

Capitalism: Bu görüş, bir ekonomik sistem önermektedir. Bu ekonomik sistem, kar amacıyla ürün üretimini desteklemektedir. İnsanlar ürünlerin özel olarak sahipliğini gerçekleştirebilmektedir. Ürün üretmek, kar yapmak ve büyümek için gerekli her şeyi yerine getirilebilir. Bu bakış açısının grafiğine baktığımızda dolar işaretine benzeyen bir grafik görüyoruz. Bu durum başlı başına paranın her şeyin önünde geldiğini bize anlatıyor. Paraya ulaşmak için, tüm dolambaçlı yolların kat edilmesi gerektiği de dahil olmak üzere.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Existentialism: Felsefi düşünce, kişinin kendi tecrübeleriyle birlikte başlamalıdır. Onun varlığına, kendisine ait anlam ve gerçekçilik verilmelidir. Varoluşta kişinin ve düşüncelerin öznelliği büyük önem taşımaktadır. Bu grafik, kelebeğe benzemektedir. Her bir kelebeğin de kendine ait bir yapısı ve güzelliği bulunmaktadır. Bu durum varoluşçuluğun vurguladığı biriciklikle uyuşmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eclecticism: Zaman boyunca insanlar tarafından farklı görüşler, düşünceler ve söylemler oluşturmaktadır. Tüm bunlar bazı konuların farklı yönlerden bakış açılarını temsil etmektedir. Bu bakış açıları, bakmakta oldukları konunun sadece bir yanını görmektedir. Ancak tüm bu bakış açılarını bir arada değerlendirecek bir noktaya sahip olursak, bir konuyu her yönden anlayabilme ve değerlendirebilme şansımız oluşmaktadır. Yani bir konu hakkında değerlendirme yapacaksak veya görüş oluşturacaksak bu konuyla ilgili oluşturulmuş olan tüm teorilere, görüşlere, farklı bakış açılarına yer vermeli ve onları dinlemeliyiz. Bu anlayışın grafiğinde bir daire bulunmaktadır. Bu daireyi üzerine çalışacağımız konu olarak niteleyebiliriz. Bu daireyi farklı renklerdeki üçgenler oluşturmaktadır. Bu üçgenler ise konunun merkezine yani dairenin merkezine olan farklı bakış açılarını temsil etmektedir. Yani grafik, farklı bakış açılarının ancak birleştikleri zaman dairenin merkezini tam olarak görebildiklerini ortaya koymaktadır.

 

 

 

 

Individualism: Birey, bir birey olarak değerlidir. Her bireyin hakları vardır. Bu haklar politik bir duruşla birlikte korunmalıdır. Hiçbir bireyin diğerinden üstünlüğü yoktur. Bireyler tek başına kollektivizmden, dinlerden veya sosyal gruplardan önce gelmektedir. Bireyler toplum olarak değil, kendileri olarak büyük bir değer ifade etmektedir. Bu grafikte farklı dikdörtgenler bulunmaktadır. Ancak bu dikdörtgenlerin tamamı aynı boyutta ve rotasyondadır. Hepsi sırayla dizilmiştır. Bu durum, dikdörtgenlerin birbirinden üstünlüğü olmadığını bizlere göstermektedir. Dikdörtgenlerin bir tanesi beyaz olarak gösterilmiştir. Bu durum, bir bireyin toplum içinde kaybolmuş olsa dahi dikkatli bir şekilde ona yaklaştığımız zaman biricikliğini koruduğunu ve diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu bize kanıtlayacağını göstermektedir.

 

 

 

 

 

 

Collectivism: İnsanlar grup olarak yaşamalıdır. Bu şekilde birbirlerine yardım edip zorluklara karşı daha başarılı şekilde mücadele edebilirler. Gruplar bireysel olarak insanlardan önde gelmektedir. Önemli olan grupların yararını korumaktır. Gruplar sağlam bir şekilde ayakta durursa, içerisinde bulunan insanlar da sağlam ve başarılı bir şekilde hayatta var olabilir. Bundan dolayı grubu kurmak önde gelmektedir. Bu görüşün grafiğinde adeta görünmeyen bir daire çevresinde toplanmış dikdörtgenleri görüyoruz. Dikdörtgenlerin insanları temsil ettiğini düşünebiliriz. Bu temsile göre, insanlar elele tutuşmuş ve bir amaç doğrultusunda bir araya gelmiştir. Bu amacı belirlemek tamamıyla insanlara kalmış gibi görünmektedir. Bu, herhangi bir konu hakkında olabilir.

 

 

 

 

 

 

Egalitarianism: Tüm insanlar birbiriyle net şekilde eşittir. Hiçbir insanın bir diğerinden üstünlüğü yoktur. Tüm insanlara eşit şekilde davranılmalı ve eşit fırsatlar verilmelidir. Tüm insanlar eşit hayatlar yaşamalıdırlar. Grafiklerin içerisinde dikdörtgenlerin insanı temsil etmesine alıştık. Bu grafikte de iki adet dikdörtgen görüyoruz. Bu dikdörtgenler birbiriyle eşit niceliğe sahip ve “eşittir” işaretini oluşturacak şekilde konumlandırılmış. Grafik bizlere görüşü net şekilde anlatıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dogma: Farklı doktrinler ve ideolojiler bulunmaktadır. Eğer bir doktrin veya ideoloji yolundan ilerlenecekse, net ve sadık bir şekilde esnemeden bu yolda yürünmelidir. Sahip olunan doktrin veya ideolojiye ters düşen hiçbir görüş veya soru kabul edilmemelidir. Doktrin veya ideolojinin sunmuş olduğu görüşler esnemeyen, katı ve net şekilde var olmalıdır. Bu görüşü ifade edecek grafik, bu katılığı ve netliği içermelidir. Bu durum ise yan yatırılmış olan net bir dikdörtgen ile ifade edilmiştir. Bu dikdörtgen, girilmez işaretinin grafiğine benzemektedir. Bu yönüyle bu grafik, dogmanın katılığını ve girilmiş olunan yoldan çıkış olmadığını bizlere anlatabilme gücüne sahiptir.

 

 

 

 

 

 

 

Skepticism: Bilgi olarak bilinen her şeye şüpheyle yaklaşılmalıdır. Şüpheyle yaklaşmak bir alışkanlık haline getirilmelidir. Hiçbir şeyden tam ve net şekilde emin olunmamalıdır. Bu metodun grafiği kırmızı bir şerit içermektedir. Bizlere adeta emin olmaya girişin olmadığını anlatmaktadır. Diğer yandan bu şeridi yukarı doğru çıkan bir yola da benzetebiliriz. Bir görüşe yönelik kanıt olarak sunulan her şeye karşı şüpheci bir şekilde yaklaşılabilir. Bu durum zaman içerisinde zor bir şekilde gerçekleştirilen yokuşlu ve kırmızı bir yola benzeyebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dualism: Farklı kavramlar, görüşler, fikirler ve anlayışlar var olmaktadır. Tüm bunlar, birbirinden farklı iki niteliğin birleşmesi sonucu meydana gelmektedir: İyi ile kötü veya madde ile zihin gibi. Dolayısıyla, zıtlıklar birlikte var olmakta ve ortaya bir varoluş çıkarmaktadırlar. Zıtlıkların bir tarafı olmazsa, diğer tarafı da mümkün olamamaktadır. Bu görüşün grafiğinde iki adet daire bulunmaktadır. Bu daireler birbirinden zit renklere boyanmıştır. Bu zıt daireler, zıt nitelikleri temsil etmektedir. Bu dairelerin bir kesişim noktası bulunmaktadır. Bu kesişim noktası bambaşka bir renge sahiptir. Dışarıdan bakıldığında bu rengin diğer iki dairenin rengi ile alakası olmadığı düşünülebilse de, aslında dairelerin kendi renklerinin birleşiminden meydana gelmektedir. Bu iki dairenin yani iki niteliğin kesişimi; kavramları, görüşleri, fikirleri ve anlayışları oluşturmaktadır.

 

 

 

 

 

Deductionism: Bilimsel bilgi belli bir yol izlenerek oluşturulmalıdır. Öncelikle hipotez oluşturulur. Bu hipotezde bilim insanının öngördüğü düşünce belirtilir. Ardından bu görüş ampirik testlerle sınanır. Sınama aşaması tarafsız bir şekilde gerçekleştirilmeli ve sonuçları herkesçe paylaşılmalıdır. Sonuçlar zaman içerisinde değişmeyen sonuçlar olmalıdır. Dolayısıyla farklı bir mekan ve zamanda aynı test tekrarlandığı zaman benzer sonuçlara ulaşılması gerekmektedir. Ancak bu şekilde bir sistemle çalışılarak ulaşılan bilgi bilimsel bilgi olarak adlandırılabilir. Bu durum, bizlere bilimsel bilgiye ulaşma standardı oluşturmaktadır. Bu bakış açısı, grafikle büyütece benzeyen daireler aracılığıyla gösterilmiştir. Büyütecin tam ortasında ise tüm renklerin birleşimi olan beyaz noktamızı tekrar görmekteyiz. Bu beyaz nokta, bilimsel metodla ulaşılan saf bilgiyi temsil etmektedir.

 

 

 

 

 

Empiricism: İnsan zihni, boş levhaya benzemektedir. Doğuştan zihnimizin içerisinde bir bilgi mevcut değildir. Tüm bilgimizi deneyimle ve duyularımızla kazanırız. Bilgimizi, deneyimlerimizin içerisinde gerçekleştirdiğimiz duyumlarımız oluşturmaktadır. Bir bilginin bilgi olarak kabul edilebilmesi için deneyim ve duyumla temellenmesi gerekmektedir. Bundan dolayı, bu bakış açısının grafiğine en önemli duyu organlarımızın biri olan göze benzeyen bir şekil verilmiştir. Hem düz hem de yan taraftan bakıldığı zaman bu gözü görmek mümkündür.

 

 

 

 

 

 

 

 

Perspectivism: Günümüze dek insanlar tarafından pek çok fikir ortaya konulmuştur. Tüm bu fikirler farklı perspektiflerden meydana gelmektedir. Farklı perspektifler bir araya gelir ve belli noktalarda birleşerek belli bir fikri oluştururlar. Bu görüş, grafik üzerinde çok daha anlaşılabilir bir hale gelmiştir. Grafiğin dibinde birbiriyle eşit ve aynı hizada dizilmiş birçok üçgen görüyoruz. Bu üçgenler farklı bakış açılarını temsil ediyor. Sonraki aşamada bu üçgenler ikişer ikişer birleşerek büyük birer üçgene bağlanıyorlar. Bu bakış açıları birleşiyor ve daha büyük bir üçgen oluşturuyor. En son adımda ise tüm üçgenlerin birleşip tek bir büyük fikri oluşturduğunu görüyoruz. Yani bu grafiğe baktığımız zaman büyük fikirlerin tek bir bakış açısından aniden oluşmadığını söylememiz mümkün hale geliyor.

 

 

 

 

 

 

Determinism: Tüm düşüncelerin ve olayların bir nedeni ve bir sonucu vardır. Bu neden sonuç bağı çözüldüğü zaman, neden gerçekleştiğinde sonucu öngörebiliriz. Dolayısıyla bir çeşit zincirden bahsedebilmemiz mümkün hale gelmektedir. Nedenler sonuçları doğurmaktadır, sonuçlar yeni nedenlerle birlikte yeni sonuçlar doğurabilmektedir. Bu durum grafiklerle birlikte domino taşlarına benzeyen bir şekilde ifade edilmiştir. Beyaz bir top taşları yıkmaya başlamıştır. Bunu bir neden olarak görebiliriz. Yıkılmaya başlayan domino taşları ise sonuçlardır. Zaman içerisinde sağ tarafta dik şekilde var olan domino taşlarının yıkılacağını biliriz. Hayatımız içerisinde de neden ve sonuç ilişkilerini bu derece iyi okuyabilecek bir hale geldiğimiz zaman, ileride bizi nelerin beklediğine dair daha başarılı sonuçlar çıkarabilecek bir noktaya gelebilmemiz mümkündür.

 

 

 

 

Bu felsefi bakış açıları, pek çok insan tarafından karmaşık olarak adlandırılabilmektedir. Ancak grafiklerle anlatım sayesinde günümüzde bu görüşler çocuklar tarafından bile rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Bu durum bizlere tasarımın sağlamış olduğu sadeleştirme ve daha azla daha çok şey anlatma yoluyla daha anlaşılabilir olma konusunda büyük fayda sağlamaktadır. Tasarım ve grafik yoluyla hem dil engelini ortadan kaldırmak hem de yaş limitlerini zorlamak mümkün hale gelmektedir. Gelecek içerisinde hibrit düşünce ve tasarım aracılığıyla düşünceyi sade bir biçimle aktarma büyük önem taşıyacaktır.

 

Yazar : Furkan Erden 

 

KAYNAK: https://studiocarreras.com/philographics

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Daha fazla Eğitim, Felsefe, Kültür ve Sanat
2021 Oscar’larını Kim Kazanır?

  Bu normal bir yıl olsaydı bu noktada 2021 Oscar yarışının neye benzeyeceği konusunda oldukça iyi bir fikre sahip olurduk....

Kapat