Bin Dokuz Yüz Seksen Dört - Yeni DöngüYeni Döngü

28 Şubat 2021 - 12:49

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
Son Güncelleme :

03 Kasım 2020 - 23:03

133 views

İnsanoğlunun yaşadığı her dönemde aslında insanın gerçeğini anlatan kitaplardan biri olan 1984, George Orwell’in kaleme aldığı distopik alanda bir romandır.

Bazı kitapların çok dikkatli ve atlanmadan okunması gerekir. 1984 kitabı da okunurken okuyucunun azami dikkat ile okuması çok önemlidir. Yazarın distopik eseri olan ‘’Hayvan Çiftliği’’ romanının ardından 1984 romanını 1947-1948 yıllarında yazar.

1984 Adı

Bu kitabın adı, yazar tarafından ilk önce ‘’Avrupa’daki Son Adam’’ olarak düşünülmüş olsa da gerçekleşen yayıncı müdahalesi sonrasında kitabın adı “1984” olur. Romanda Okyanusya isimli bir dünya bu dünyaya bağlı yeni bir sistem ve yeni bir dilin varlığını anlatıyor.

1984 Diptopyası

Yazarın distopik romanlarından biri olan “Hayvan Çiftliği” romanının ardından yazdığı bu kitap, distopik alanda en iyi kitaplar arasında yer alır. İsminin taşıdığı yılları anlatan kitapta iç açıcı durumlar bulunmuyor. Yeni bir dünyanın yaşanıldığı bu yıllarda insanların özgürlüğünün olmadığı ve yaşam kalitelerinin dip seviyede olduğu zamanlar anlatılıyor. İnsanların yaşadığı tüm bu olumsuzluklar ve kötü yaşamlarına rağmen sistem, halka yine de eskiye nazaran iyi şekilde yaşadıklarını düşündürtüyor. İnsanlar artık apolitik hale gelir. Roman, insanların nasıl da tedirginlik içinde yaşayıp her şeyden korktuklarını güzel bir dilde anlatıyor. Kitap okunurken gerçekten insanın içine işliyor ve böyle bir dünyanın varlığı endişe verici hale geliyor.

Böylesi bir dünyada kimin ne olduğu da anlaşılamıyor. Durum tam olarak sistemin başında olan Büyük Birader ve destekçileri ile Büyük Birader karşıtları şeklinde oluyor. Büyük Biradere karşı olanlar her ne kadar kendilerini belli edemeseler de gizliden farklı şeyler yapmaya ya da durumu sorgulamaya başlıyor ve romanda bu kişiler düşünce suçlusu olarak geçiyor.

Politik bir kitap olsa da anlatım akışında hikâyeye aşk konusu da eklenmiştir. Kitabın başkarakteri Winston Smith ile Julia’nın yaşadığı aşk da bir nevi oluşturulan sistem içinde kayboluyor.

1984 Kitabının Konusu

 

Kitap, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan yeni bir dünyayı anlatıyor. İsmi ile aynı seneyi anlatan romanda başkarakter Winston Smith olarak karşımıza çıkıyor. Yenidünya diktatörlük sistemi ile yönetilir ve insanlar bu yenidünyadan memnun olmak zorundadır. Başkarakterde oluşan bu sisteme karşı kendi içinde memnuniyetsizlik yaşar ve kendi gibi insanların var olduğunu görmek ister. Taraf olmasan bertaraf olursun sözü bu kitapta da vücut bulur. Winston Smith en başta sistemden memnun olmasa da kendisinin tuzağa düşürülmesi ve uzun süre yaşadığı işkenceler sonucunda sistemden memnun olan ve sisteme ayak uyduran biri haline gelir.

1984 Romanının Özeti

 

Winston Smith, Gerçek Bakanlığı’nda çalışır ve yaptığı iş nedeni ile hükümet ve Büyük Biradere karşı olumsuz görüşleri vardır; ancak devlet hakkında ne görüş belirtmek ne de düşünmek mümkündür bu neden Winston düşüncelerini biri ile paylaşamaz. Bu ülkede proleterler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görür ve Winston bu insanların olduğu yerde daha rahat eder. Bu tarz bir bölgede dolaşırken bir antikacı dükkânı keşfeder ve oradan güzel kaplı bir defter satın alır. Bu defter Winston tarafından Büyük Birader ve onun getirdiği sistem hakkında düşüncelerini yazmak için kullanılır.

Her ülke ya da siyaset bir şekilde içeride ya da dışarıda kendi düşmanını yaratır. Emmanuel Goldstein de Okyanusya ve Büyük Birader’in düşmanı şeklinde halka anlatılır. Nefret haftası etkinliğinde başta Emmanuel Goldstein olmak üzere tüm ülke düşmanlarına karşı öfke, küfür ve bağırış şeklinde tepkiler gösterilir. Bu etkinliğe tüm vatandaşların katılımı zorunludur. Winston için bu etkinlik ne kadar da anlamsız gelse nefretini göstermek zorundadır; çünkü nefretini göstermeyen kişiler düşünce polisinin eline geçer.

Bir yandan nefretini göstermeye çalışırken bir yandan da aklı Julia’dır. Bakanlıkta aynı odada Julia ile çalışır ve ondan çok hoşlanır; ancak Okyanusya’da düşünceler gibi duygular da saklı kalır. Julia harici Winston’ın dikkatini O’Brien de çeker. Winston, O’Brien’ı da kendi düşünce suçlusu sanır.

Proleterlerin arasında gezmek Winston’a iyi geldiğinden defteri aldığı antikacıya tekrar uğrar ve bu defa oradan güzel bir taş alır. Dükkân sahibi Mr. Charrington ile sohbet etmeye başlar ve dükkânın üst katında bulunan daireyi de bu şekilde görür. Direyi beğenen Winston artık buraya daha sık geleceğini anlar. Bölgeden çıkmak üzereyken Julia ile karşılaşır ve kendisini düşünce polisine vermek için takip ettiğini düşünür; ancak korktuğu başına gelmez ve sağ salim evine ulaşır.

Winston’ın Julia ile ilk karşılaşması proleterlerin bölgesinde olsa da ikinci karşılaşma çalıştıkları bakanlık koridorunda olur. Winston, koridorda yürürken karşı taraftan da Julia gelir ve Winston’a yaklaştığı anda Julia yere düşer. Winston da Julia’yı kaldırmak için elini uzatır ve Julia, Winston’ın eline bir kâğıt tutuşturur. Bu karşılaşmanın ardından ikili şehirden epeyi uzak olan bir ormanda buluşur birlikte olurlar. Bundan sonra da Winston ve Julia devamlı buluşur. İkili buluşmalarını her defasında başka yerde gerçekleştirir. Her defasında farklı yer arayan Winston, bir sonraki görüşme için Mr. Charrington ile görüşerek antika dükkânının üst katını kiralar. Winston, bu bölgenin ve antikacı dükkânın güvenli bir yer olduğunu düşünür bu neden ile diğer buluşmaları için de antika dükkânının üst katını kiralamaya devam eder.

Winston aslında yaşadığı hayattan hiç memnun değildir ve Büyük Birader’in sistemine de karşıdır. Bu karşıtlık ile Büyük Birader’e karşı isyan etmek istese de bunun çok mümkün olmadığını da bilir bu neden ile Büyük Birader’in düşmanı olan Emmanuel Goldstein’in kurmuş olduğu örgüte girmek ve isyancılar ile hareket etmek ister; ancak bunun nasıl gerçekleşeceğinden emin değildir. Bunun nedeni de Emmanuel Goldstein hakkında her şey söylentiden ibarettir ve Emmanuel Goldstein diye birinin olduğu da kesin değildir. Bu düşünceler içerisinde bir gün koridorda O’Brien karşısına çıkar. Kendisinin bir düşünce suçlusu olduğunu düşündüğü için bunu iyiye yorar.

Okyanusya resmi dili olarak yenisöylem’i kullanıyor ve yenisöylem’in çıkacak son basımı bulunuyor. Winston’da O’Brien’dan sözlüğün gerçekleşecek son basımını alabileceğini öğrenir.. Winston, sözlüğün aslında bir bahane olduğunu fark eder ve Julia ile beraber O’Brien’ın evine gider. Winston’ın düşüncesi O’Brien aracılığı ile Emmanuel Goldstein’in örgütüne katılmaktır. İkili, O’Brien‘ın evine gider ve kapıda bir hizmetli tarafından karşılanır. Winston’ın O’Brien ile yaptığı konuşmalarının sonucunda O’Brien, Emmanuel Goldstein’in düşünce ve öğretilerinin yer aldığı kitabı Winston’a verebileceği hakkında söz verir.

Nefret Haftası kutlamaları da aynı şekilde devam eder ve böyle bir günde kitap Winston’ın eline geçer. Nefret Haftası’nın altıncı günüdür ve insanlar çok öfkelidir. Böyle bir karmaşadan yararlanarak kitap Winston’ın eline geçer. Kitap, 3 bölümden oluşur ve Winston kitabı okumaya çok heveslidir bu neden ile Mr Charrington’ın antika dükkânına gider ve üst kata çıkar. Winston yorgun olsa da kitabı okur sonrasında yanına Julia da gelir ve uyuduktan sonra sohbet ederler; ancak o esnada ürkütücü bir şey olur ve araya başka bir ses daha katılır. Bu durumdan Winston da ve Julia da çok korkarlar. Bu durum yakalandıklarının kanıtıdır. Odanın duvarında asılı olan bir çerçeve içerisinde bir tele ekran konulmuştur. Tele ekran tüm konuşmaları dinler vaziyettedir. Bir anda oda üniformalı pek çok adam ile dolar ve bu üniformalılar Winston ile Julia’yı ayırır. Winston sırtına, Julia ise karnına darbe alır. Bu esnada merdivenlerden Mr. Charrington gelir ki Winston her şeyi o zaman anlayabilir. Mr. Charrington aslında en başından beri bir düşünce polisidir.

Düşünce polisi Winston ile Julia’yı ayrı hücrelerde tutar. Hapis cezası uzundur ve bu süre içerisinde hücresini pek çok kişi ile paylaşır. Hücresini paylaştığı kişilerden bazısı tanıdıkları olur. Hücresinde sorgulanma sırasını beklerken gelip giden kişilerden bir şeyler duyar. 101 numaralı oda.

101 numaralı odada ne var ise herkes o odadan korkuyor. Uzunca bir süre yalnız bırakılır ve ardından hücreye O’Brien gelir. Winston ilk etapta O’Brien’ın da yakalandığını düşünür; ancak bu düşüncesi uzun sürmez. O’Brien’ın arkasından bir görevli gelir ve elindeki copile Winston’ın dirseğine vurur böylece Winston bayılır ve etkisiz hale gelir. Winston ayıldığında ise kendini elleri ve kolları bağlı şekilde bir sedyede yatar halde bulur. Winston daha sonra çok korktuğu 101 numaralı odaya alınır. 101 numaralı odada O’Brien de bulunur ve Winston çok ağır işkencelere maruz kalır. Bu işkencelerin başında elektrik vermek bulunur. Ağır işkencelerin sonunda Winston, işlemediği birçok suçu sanki kendi yapmış gibi kabul eder. Winston ardından başka bir odaya alınır ve burada yine O’Brien vardır. O’Brien, Winston’ın en büyük korkusunun fareler olduğunu bilir bu nedenle Winston’ı fareler ile tehdit eder. Winston, tüm bu işkencelere Julia’ya olan sevgisi tarafından tutulsa da fareler ile tehdit edilmek sebebi ile Julia’dan da ona olan sevgisinden de vazgeçmek zorunda kalır. Tüm her şeyini kaybeden Winston artık sisteme açısından serbest kalabilir.

Winston özgür kalır ve uzun bir aradan sonra Julia ile denk gelir. İkili, bir ağacın altında konuşur. İkisi de işkence görmüştür ve işkenceler sonucunda birbirlerini satmışlardır. Bu şekilde artık tam bir Okyanusya vatandaşı olur ve tüm kalbi ile Büyük Birader’e bağlı kalır.

1984 Romanının Kahramanları

 

Winston: Roman kahramanları arasında romanın başkarakteri Winston Smith’tir. Dış parti üyesi olan Winston, Gerçek Bakanlığı’nda görev yapar. Winston’un görevi, bakanlıkta sistemin başında olan Büyük Birader’in ve hükümetin yaptıkları tahminler, bildiriler ve konuşmaların değiştirilmesidir. Kısaca geçmişi değiştirmektir.

 

Winston bir anlamda sistemin yalanlarını fark eder ve hilelerini görür bu nedenle de doğruyu bulma ister. Bu durum Winston’ın hayatında farklı şeyler yaşamasına neden olur. Julia ile yaşadığı aşk ile de hayatında farklı duygulara yer verse de Düşünce polisi tarafından yakalanır ve uzun süre gördüğü işkenceler nedeni ile pek çok düşünce ve inancından vazgeçer sistemin köleleştirdiği ve istediği gibi bir vatandaş haline alır.

 

O’Brien: Winston’un aşk yaşadığı kızın ismi Julia’dır. Julia, seks karşıtı gençlik birliği üyesi olup Winston gibi Gerçek Bakanlığı’nda çalışır. Çevresinde bulunan insanlara sistemin istediği gibi uygun bir vatandaş gibi gözükse de gerçek öyle değildir. Julia da düşünce suçlusudur. Winston ile ilişki yaşayan Julia, düşünceleri nedeni ile yakalanıp türlü işkenceler geçtikten sonra Winston’ın yaptığı gibi aşkını satar ve sistemin ideal vatandaşlarından biri olur.

 

O’Brien: İç parti üyeliği romanda daha avantajlı anlatılır. O’Brien de iç parti üyesidir. İç parti üyeliği sayesinde diğerlerine göre daha çok avantajı olan O’Brien de Büyük Birader’i destekler; ancak Winston tam tersini düşünür. O’Brien aynı zamanda Winston yakalandığında türlü işkenceler yapacak kişidir

 

Mr. Charrington: Yaşlı bir adamdan çoğu kimse şüphelenmez ve aksine güvenir. Mr. Charrington da proleterlerin bulunduğu bölgede dükkânı işleten yaşlı bir adam pozisyonundadır. Winston, Julia ile her buluşmasında antika dükkânının üst katını kiralar böylelikle güvende olduğunu hisseder; ancak Mr. Charrington gerçekte düşünce polisidir ve her olay Winston’ın suçüstü yakalanabilmesi için hazırlanmıştır.

 

Büyük Birader: Ülke adı Okyanusya olarak geçen romanda bu ülkenin kurucusu da Büyük Biraderdir. Sistemi kuran ve yöneten kişidir.

 

Emmanuel Goldstein: Okyanusya kurulduğu zaman Büyük Birader’in ve sistemin yanında olan zaman içinde yaşanan fikir anlaşmazlıkları nedeni ile Büyük Birader’e ve ülkesine karşı ayaklanan bir direnişçi olarak tanımlanıyor.

 

Katharine: Winston’ın eşi olarak geçer; ancak romanda detaylı bilgi yoktur. Katharine’i yazar değil Winston anlatır. Winston’ın anlattıkları itibari ile de Katharine sistemin istediği ideal kadınlardan biridir.

 

Parsons: Parsons, Winston’ın komşusudur aynı zamanda Büyük Birader hayranıdır. Parsons evli olup bir kız ve bir erkek çocuğu vardır ve ailece Büyük Birader’i desteklerler. Bu hali ile ideai bir vatandaş olur; ancak bir gün Parsons uykusunda “Kahrolsun Büyük Birader” diye sayıklar ve kızı tarafından ihbar edilir. Bu neden ile Parsons, düşünce polisleri tarafından tutuklanır. Winston yakalanıp hücreye alındığında ilk gördüğü kişi de Parsons olur. Parsons yakalanmasına ve türlü işkenceler görmesine rağmen Büyük Birader’e olan sevgi ve hayranlığı devam eder.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Önceki yazıyı okuyun:
Video: Renklerin Bilimi

Kapat