Psikoterapi Nedir? Terapiye Giden Herkes Deli Midir? - Yeni DöngüYeni Döngü

28 Şubat 2021 - 11:49

Psikoterapi Nedir? Terapiye Giden Herkes Deli Midir?

Psikoterapi Nedir? Terapiye Giden Herkes Deli Midir?
Son Güncelleme :

23 Kasım 2020 - 10:06

80 views

Psikoterapi bilimsel yöntemlere dayalı konuşmalarla ruh sağlığı bozukluklarının tedavi edilme sürecidir. Ruh sağlığındaki bozuklukların davranışlara da yansıdığı bilinen bir gerçektir. Ruh sağlığı bozuk olan kimseler davranışlarını kontrol etmekte zorlanırlar. Davranış kontrolünü kaybeden bireyin bu kontrolü tekrar kazanabilmesi ise farkındalığının artması ile doğru orantılıdır.

Farkındalık, kişinin kendini tanıması olarak ifade edilebilir. Ben kimim? Neler yapabilirim? Neleri yapamam? Hangi etkilere hangi tepkileri veririm? Bu tepkileri neden veririm? Sevdiklerim ve sevmediklerim. Neden seviyorum? Neden sevmiyorum? Gibi sorulara cevap aranan bu süreçte bazen bulduklarımızdan hoşlanmayabiliriz. Bunları değiştirmek isteyebiliriz. Psikologlar bu süreçte bize yardımcı olan, kendini bulma yolculuğumuzda kılavuzumuz olan kimselerdir. Kılavuz bizi doğru yollardan ve doğru yerlere götürürse hiç canımız yanmadan olmamız gereken yere kolayca varabiliriz.

Psikoterapinin Tarihçesi

Modern anlamdaki psikoterapi,  Sigmound Freud ile başlar. Konuşarak davranış değişikliğine sebep olabilecek bilinç düzeyine varılabileceği tezini ortaya atan ve ispatlayan Freud ile psikoterapi bir tedavi olarak literatüre girmiştir.

Ancak terapötik değişiklikler tarih boyunca kullanılmıştır. Plato ve öğrencisi olduğu Sokrates’in yöntemi olan sora sora çelişkilere ulaşarak varsayımları değiştirme metodu bugün hala hukuk ve tıp alanında kullanılmaktadır. Bu yönteme “Sokratik Yöntem” adı verilir. Psikoterapide bu yöntem çok sık kullanılır.

M.Ö.500’lü yıllarda 8 aşamalı kutsal yolu tarif eden Buda Bu yoldan gidilince dünyaya ait zevk ve maddelerden ruhumuzu arındırmanın ve aydınlanmanın mümkün olduğunu ifade etmiştir. Günümüzde Budizm hala bu öğretileri uygulayarak Budistlere rehberlik etmektedir.

Buda’dan 750 yıl sonra Anadolu’da Mevlana Celaleddin-i Rumi de insanın kendinden ve yaradandan kaçamayacağını bunun boş bir çaba olduğunu söyleyerek duru, pak ve tümden bir varoluşun yolunu aydınlatmıştır.

1800’lü yılların başında Hegel ise düşünce varlığın bir olduğu tezini öne sürerek Diyalektik Davranışçı Terapi kuramını geliştirmiştir. Diyalektiği insanın ve düşüncesinin değişim ve gelişim süreci olarak değerlendirir.

Psikoterapi Dertlerimize Nasıl Çare Oluyor?

Psikoterapi dertlerimize nasıl çare oluyor? Konuşmak gerçekten bu kadar işe yarıyor mu? Evet, gerçekten işe yarar. İnsanın derdini anlatacak birini bulması özellikle son zamanlarda çok zor. Sadece dinlemek ve kendine göre nasihatler vermek değil psikoterapi. Aslında doğruyu kişinin kendisinin bulmasını sağlayacak şekilde empatik bir dinleme şekli gerekiyor. Psikologlar bunun için yıllarca eğitim alıp staj yapıyorlar. Alanlarında uzmanlaşmak için çok fazla vaka çalışması yapmaları gerekiyor.

Empatik dinlemeden de fazlasına ihtiyacı vardır elbette. Psikoterapide kullanılan metotlara kısaca değinecek olursak şunlardan bahsetmemiz doğru olacaktır:

  • Açık uçlu sorular sorarak konuşmasına yardımcı olmak. Mesela “Mutlu mu oldun?” sorusu yerine “Bu durum sana neler hissettirdi?” sorusu sorulabilir.
  • Sözlü olmayan teşviklerle konuşmaya devam etmesini sağlamak. Hım, ya, hı hı gibi söz olarak anlamı olmayan ama dinlediğinize dair verilen tepkiler konuşan kişiye daha fazla konuşmak için cesaret verecektir. Doğru yerlerde ve zamanlarda yapılması önemlidir.
  • Dinleyen kişi tamamen sessiz kalır ve konuşanın düşüncelerine ve cesaretini toplamasına müsaade eder.
  • Dinleyen önemli gördüğü kelime ve cümleleri yineleyerek dinlediğini konuşana yansıtır.
  • Anlatanın anlattıklarını toparlayarak kısa cümlelerle özetler. Bu sayede anlaşılamama kaygısı ortadan kalkmış olur.
  • Duyguları adıyla söylemeye teşvik etme. “Kızdım, nefret ediyorum, özledim, kaygılandım” gibi ifadelerle etiketlenince gerçeklik kazanırlar.
  • Dinlerken dinlenen ile ilgili kayıt alınır ve not tutulursa dikkat toplamaya faydası olacaktır.

Terapist, kendisine gelenleri hasta olarak yaftalamaz. Çünkü kendini bulma yolunda kılavuza danışması gereken kişidir. Danışarak yolun bulacaktır. Ama kendi bulacaktır. Terapist danışanı alıp burası doğru yol diye göstermez. Doğru yolu bulma yolculuğunda eşlik eder. Karanlık yerlerde ışık tutarak yolu aydınlatır.

Terapiye Giden Herkes Deli Midir?

Terapiye hiç kimse deli değildir. Yolunu ve kendini kaybetmiş kimselerdir. Kendini bulmak için harekete geçmeye cesaret edebilenler ancak terapiste gelirler. Terapiste gelenler akıl sağlığını korumak için yapması gerekenleri öğrenmek niyetiyle gelirler.

Deli tanımı yapılmadan önce normal tanımının yapılması gereklidir. Normal nedir? Normal bulunduğu toplumun kurallarını benimsemiş ve bu kurallara uyan kişilere verilen isimdir. Ama başka bir topluma girdiğinde normal olmayabilir. Örneğin Hindistan’da giyilen Sari Arabistan giyildiğinde deli damgası yiyebilir insan ya da anormal kabul edilir.

Deli damgası bireyin toplum dışında olduğu olgusu üzerine vurulur kişilere. Toplum dışına itilmek istemeyen insanlar ne kadar kaybolmuş olursa olsun zorlama olmadan terapiste gitmeye cesaret edemezler. Toplumdaki bu önyargının yıkılması ile terapiste giden insan sayısında artış olmaya başlamıştır. Terapiye rehberlik eden terapist de sosyal bir grubun ferdidir. Danışanı ile tarafsız bir terapötik ilişki kurmak zorundadır.

Bu ilişkinin sağlanması için karşılıklı güvenin inşa edilmesi şarttır. Terapistler bir üst terapist tarafından denetlenmektedir. Danışanın anlattıklarını hiçbir şartta başkaları ile paylaşmaz. Asla ne yapacağı yönünde tavsiye vermez. Kendi görüşleri asla terapide etkili olmamalıdır. Gerekirse kendi de kişisel terapi almalıdır.

Psikoterapinin asıl amacı kişiye kendini bulama yolculuğunda rehberlik ve yarenlik etmek olsa da sonrasında tekrar olma ihtimaline karşılık kendi yolunu bulmasını sağlayacak donanımlara sahip olmasını sağlamaktır.

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Önceki yazıyı okuyun:
Bollywood’dan 7 En İyi Öğretmen Filmleri

"Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır… ", "Cumhuriyet sizden "fikri...

Kapat