Yaratıcı Dâhilerin Yaşamlarındaki 6 Ortak Özellik - Yeni DöngüYeni Döngü

6 Aralık 2020 - 04:50

Yaratıcı Dâhilerin Yaşamlarındaki 6 Ortak Özellik

Yaratıcı Dâhilerin Yaşamlarındaki 6 Ortak Özellik
Son Güncelleme :

10 Nisan 2020 - 21:47

40 views

Yaratıcı deha sahibi insanların, günlük rutinleri çalışmaları açısından önemliydi ve incelendiğinde hemen hepsinin yaşamında  birbirine çok benzeyen ortak noktalar olduğu görüldü. Şimdi hep birlikte bu ortak noktaları inceleyelim.

Özel Çalışma Alanı

Yaratıcı güç bakımından değerli  sanatçıların sadece kendilerine ait, rahatsız edilmek istenmedikleri bir çalışma alanları vardı. Bu konuda verilebilecek örnekler şunlardır:

  • Jane Austen çalışma odasının yakınındaki belirli bir menteşenin kesinlikle yağlanmasını istemiyordu. Bunun sebebi ise çalışma odasına doğru gelen birisi olduğunda bunu fark edebilmekti.
  • William Faulkner’in çalışma odasının kapısında kilit yoktu. Onun yerine kapının kolunu sökerek yanında taşımayı tercih ediyordu !!!
  • Mark Twain’in ailesi ise çalışma odasının kapısına dahi dokunmazlardı. Onunla haberleşmek ya da dışarı çıkmasını sağlamak için bir düdük çalıyorlardı…
  • Grham Greene bütün bunlardan daha da ileri giderek ve kendisi için bir ofis kiraladı. Fakat ofisini nerde olduğunu hiç kimseye söylemiyordu. Ofis adresini ve telefonunu sadece karısı biliyordu.

Günlük Yürüyüş

Birçok yaratıcı deha için düzenli bir yürüyüş,  yaratıcı güçlerini arttırmak için başvurdukları bir yoldu. Kısaca bir göz atarsak karşımıza çıkan başlıca isimler ve yürüyüş alışkanlıkları şunlardır:

  • Charles Dickens her öğleden sonra 3 saatlik yürüyüşler yapardı ve bu yürüyüşlerde gördüklerini doğrudan yazılarında kullanırdı.
  • Pyotr LLich Çaykovski her gün 2 saatlik bir gezi yapıyordu ve asla 2 saatten daha önce geri dönmüyordu. Eğer daha erken geri dönerse hastalanacağına inanıyordu
  • Ludwig Van Beethoven öğle yemeğinden sonra uzun yürüyüşler yapardı. Bu gezintilerde ilham aldığın hissettiği sırada not alabilmek için yanında daima kağıt kalem taşıyordu.
  • On dokuzuncu yüzyıl bestecisi Eric Satie de tıpkı Beethoven gibi uzun yürüyüşler yapıyordu. Yürüyüş güzergahı olarak işçi sınıfı banliyösüne giderdi. Bu yürüyüşler sırasında aklına gelenleri not almak üzere daima yanında kağıt kalem taşıyordu. Hatta bu notları yazmak için sık sık sokak lambalarının altında dururdu

Sokak lambaları savaş yıllarında kapatıldığı için verimliliğinin düştüğünden yakındığı söylentileri vardır.

Çalışmalarının Süre ve Verimliliğini Somut Olarak Ölçmek

Ne kadar zamanda ne kadar iş çıkarttıklarını somut olarak ölçüyor ve buna gire bir çalışma planı belirliyorlardı. Bu konuda verilen örnekler şunlardır:

  • Anthony Trollope günde yalnızca 3 saat yazıyordu. Ancak her 15 dakikada yazdıklarını 250 kelimenin altına düşmemesi için kendine limit belirlemişti.
  • Ernest Hemingway günlük kelime sayısını bir çizelgede takip ediyordu.
  • Amerikalı Psikolog B.F. Skinner bir zamanlayıcı ayarlayarak yazma oturumları yapıyordu. Belliz zaman aralıklarında yazmayı durdurarak kaç saatte kaç kelime yazdığını grafiksel olarak izleyebildiği bir şema oluşturdu.

Kendilerine Gelen Mektupları Cevaplamak

Hepsinin bir başka ortak yönü de kendilerine ulaştırılan mektupları cevaplamak için zaman ayırmak ve hepsini cevaplamaktı. Pek çoğu yaratıcı çalışmalarını sabah yaparken öğleden sonralarını mektuplara cevap vermek için kullanıyorlardır.

Fakat bu durumun bir avantajı o zamanla yağmur gibi yağan e-mail trafiği söz konusu değildi.

Yorulduklarında Kendilerine Mola Hakkı Tanıyorlardı

Yorgunken çalışmanın verimi düşürdüğünü kendi deyimleri ile depoları boşaltır. Depoları tekrar doldurmak için çalışmaya devam etmek yerine durup dinlenmek gerektiğinin çok iyi farkındaydılar.

Arthur Miller ‘’Yorulduğumu hissettiğimde hala söyleyeceklerim olmasına rağmen daktilodan uzaklaşıyorum.’’ diye anlatıyor bu durumu

Carl Yung ise, yorgun ve dinlenmeye ihtiyacı olduğu halde çalışmaya devam eden insanların aptal olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Sosyal Yaşamlarının Sınırlamaları

Simone de Beauvoir’in sevgililerinden birisi onu hayatını şöyle tarif ediyor.’’ Parti yok, resepsiyon vb. buluşmalar yok. Düzensiz ve mümkün olduğunca çok çalışabilmek için kasıtlı olarak inşa edilmiş sade bir yaşam tarzı vardı.’’

Pablo Picasso ve kız arkadaşı haftada bir gün öğeden sonra buluşarak dostluk yükümlülüklerini yerine getiriyorlardı.

Bu   yaratıcı dehalar  yaşamlarında bulunan ortak bir başka ortak özellik de destekleyici partnerlere sahip olmalarıydı…

Belki de bu yukarıda anlatılanlar ışığında, kendi yaşamımızda da bize has yaratıcı özelliği ortaya çıkarmak daha verimli olmak için bir takım ipuçları bulabiliriz.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Daha fazla Eğitim
Öğretim Yöntem ve Teknikleri

  Öğretim yöntem ve teknikleri; ilkokuldan üniversiteye kadar eğitimin her aşamasında bilinçli veya bilinçsiz biçimde kullanılıyor. Öğretmen yetiştiren kurumlar olan...

Kapat